Haber Detayı
13 Mayıs 2020 - Çarşamba 02:26 Bu haber 94 kez okundu
 
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten açıklamalar
AK Parti MYK toplantısı sonrası parti sözcüsü Ömer Çelik, açıklamalarda bulundu. Çelik, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in 'memleket masası' önerisiyle ilgili de şu ifadeleri kullandı: En temel asgari meşruiyete, nezakete dikkat edilmeden masa kurmanız sadece bir fantezi olarak kalır. Meşruiyetin en temel ilkelerini ihlal edenlerle hangi zeminde bir araya geleceksiniz? Gündeme almamız için sebep yok Çelik, "Türkiye'nin bir darbe gündemi yoktur fakat belli bir siyasi odağın iflah olmaz bir darbecilik gündemi vardır." dedi.
GÜNDEM Haberi


AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle konuştu:

Suriye'de Anayasa çalışmaları devam edecekse İdlib bölgesinde kalıcı ateşkesin sağlanması buna en büyük katkıyı verecektir.

Herhangi bir şekilde oradaki misyonlarımız hedef alınırsa Hafter güçlerini bundan sonra meşru hedef kabul edeceğimizi açıkça söylüyoruz."

"KURALLARI İHLAL ETMEZSEK NORMALLEŞECEĞİZ"

Ömer Çelik, "Bu mesele geçmiş değil. Bundan sonra tedbirlere ne kadar uyarsak, sokağa çıkma yasağıyla ilgili konularda ne kadar titiz olursak, kuralları ihlal etmezsek daha güçlü normalleşme dönemlerine ulaşacağız." diye konuştu.

HDP İLE İYİ PARTİ ARASINDAKİ TARTIŞMALAR

Çelik, HDP-İYİ Parti arasındaki tartışmalara ilişkin ''Bu Millet İttifakı kimlerden oluşuyor, bunu bilmek herkesin hakkı." dedi.

AKŞENERİN 'MEMLEKET MASASI' ÖNERİSİ

AK Parti Sözcüsü Çelik, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in 'memleket masası' önerisiyle ilgili de şunları kaydetti:

''En temel asgari meşruiyete, nezakete dikkat edilmeden masa kurmanız sadece bir fantezi olarak kalır. Meşruiyetin en temel ilkelerini ihlal edenlerle hangi zeminde bir araya geleceksiniz? Gündeme almamız için sebep yok."

Ömer Çelik'in konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

"AVRUPA'DA DRAMATİK BİR TABLO GÖSTERİYOR"

Ölümlerin hastalıklardan çok, yetersizliklerden ve bakımsızlıklardan kaynaklandığı tezinin aradan 1,5 asır geçti. Koronavirüs günlerinde aynı tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerindeki ölümlere baktığımızda aradan 1,5 asır geçtikten sonra bu tespiti haklı kılacak şekilde gerek müdahale, yoğun bakım altyapısındaki hazırlıksızların büyük oranda yer tuttuğunu görüyoruz. Yaşlı insanların bakımevlerinde içinde bulunduğu durum Avrupa'da son derece dramatik bir durum gösteriyor. G-20 pozisyonunda olan devletlerin insan odaklı sağlık politikasından ne kadar uzak oldukları ve yetersiz oldukları görüldü.

"NE KADAR HAZIRLIKLI OLDUĞUMUZU GÖRDÜK"

Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçen şehir hastaneleri başta olmak üzere iktidarımızın ilk günden bu yana sağlık alanında gerçekleştirilen devrimler, güçlü altyapı, hastalara müdahale, hastaların misafir edildiği ortamlar, yoğun bakım açısından ne kadar hazırlıklı olduğumuzu göstermektedir. Bütün sağlık personelimize minnettarız. Hemşirelerimizin gününü kutluyoruz. Bu salgın günlerinde bir kere daha milletimizin takdirini kazanmıştır. Evine gidemeyen hemşirelerimiz var, çocukları, ailesi hastalanmasın diye. Bir kez daha sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz.

"AŞI BULUNDUĞUNDA ADİL PAYLAŞILMALI"

Koronavirüs hayatla ilgili, ekonomi, politikalarla ilgili kabulleri altüst edeceği gözüküyor. Neoliberal küreselleşmenin bundan sonra nasıl bir şekil alacağı, daha insana dayalı bir küreselleşmenin nasıl olacağı tartışmalar büyük bir ivme ile güçleniyor. Küresel adalet ve sağlık güçleniyor. DSÖ Başkanı bir aşı bulunduğu zaman bunun herkese eşit dağıtılacağı önemli konulardan biri olacak.

"ÜÇ PARAGRAFLIK ÖNERİ GETİREMEYENLER"

Bu hafta yalan doruk noktasına ulaşmış durumda. Hükümet meseleleri konuşmasın diye darbe tartışması açıyor diye bir yalan ortaya kondu. Bu konuları çirkin bir şekilde gündeme getirilmesine ilişkin olarak milli iradeyi hatırlatan cevaplar verdik. Esasında üç paragraflık memleket meselesiyle ilgili öneri getiremeyenler beş dakikalık bir konuşmayı dolduramayanlar partimizi hükümetimizi bununla suçluyorlar.

"BU YAPILANLAR TSK'YA İFTİRADIR"

Sürekli olarak bu tartışmayı açarak Türkiye'de olmayan bir gündemi gündem haline getirmeye çalışıyorlar. Çok uzun zamandır, aylardır aynı dalga kendisini Meclis'e saldırı, hükümete saldırı, rejim tartışması açıyor. TSK'ya iftira atma yaklaşımı söz konusu. Sürekli darbeciliği gündeme getirerek, şu anda Suriye'de büyük misyon icra eden, Libya, Akdeniz'de haklarımızı koruyan, terörle mücadeleye katkı veren TSK'ya atılan iftiradır bunlar.

"UZMANLIK ALANIMIZIN DIŞINDA BİR KONU"

Türkiye'nin bir darbe gündemi yoktur, herkesin bildiği siyasi odağın iflah olmaz bir darbecilik gündemi vardır. Türkiye'de demokrasi yerleşiktir, hükümet işin başındadır. Bütün kurullar anayasal çerçeve içinde görevlerini icra etmektedirler. Bize hem darbecilik tartışması açan arkasından 'darbeye karşı tedbir al' diyenlere söyleyeceğimiz tek şey, bu iflah olmaz zihniyetin nasıl iflah edileceği, nasıl sağlıklı hale getirileceğiz, maalesef uzmanlık alanımızın dışında bir konu.

"SEZAİ KARAKOÇ'LA GURUR DUYUYORUZ"

Aynı zihniyet tutmuş Gençlik Bakanlığı'nın gençlere dağıttığı kitaplara kafaya katmış. Türkiye'nin büyük şairi ve mütefekkiri Sezai Karakoç'un eserlerini neden dağıtıyorlar diye kafaya takmışlar. Biz bundan büyük gurur duyuyoruz. Herhangi bir kitaptan herhangi bir cümleyi çekerek yargılamaya kalktığınızda dünyada hiçbir mütefekkiri savunamazsınız. Esas olarak bütüncüllükle bakıp, gelecekle ilgili kurdukları bağ bakımından neler söylediğine bakılmalıdır.

"GENÇLERİMİZ YUDUM YUDUM OKUMALILAR"

CHP içinden birilerinin Sezai Karakoç'u hedef almasını anlıyoruz. Çünkü başka bir şeye mecalleri yok. Biz bakanlığımızın Türkiye'nin ve insanlığın büyük değeri Sezai Karakoç'un gençlere ulaştırılmasından büyük gurur duyuyoruz. İnşallah gençlerimiz bunu yudum yudum okurlar, zihinlerine, gönüllerine nakşederler ve hayatlarında sürekli bu değerleri taşırlar.

"MİT BAŞKANI'NA TEBRİKLERİMİZİ İLETTİK"

İtalyan basınında çok yankılandı, Avrupa basınında çok yankılandı. Kenya'ya yardım gönüllüsü olarak giden genç kız iki yıldır rehin tutuluyordu. MİT kendi istihbarat kapasitesiyle olaya dahil oldu ve genç kızın kurtarılmasında temel bir rol oynadı. Buradan İtalya ile dayanışma içerisinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Dünyanın her yerindeki insani misyonlarımızı yerine getirmenin gururuyla MİT Başkanı'na tebriklerimizi iletiyoruz.

"HAFTER İNSANLIK SUÇU İŞLEMEKTETİR"

Darbeci Hafter Trablus'a saldırmaya devam ediyor. Artık soykırım ve insanlık suçu haline gelmeye başladı. 9 Mayıs'ta atılan roketler Trablus elçiliğimizin yakın yerine düştü. Bunu çok güçlü bir şekilde kınadık. BM yetkilisi açık bir şekilde bunun sivillere karşı işlenen suçların insanlığa karşı işlenmiş suç olarak değerlendirilmesini istedi. 15'ten fazla kişinin hayatının kaybettiği, 50'den fazla kişinin yaralandığı ifade ediliyor.

"MEŞRU HEDEFİMİZ OLACAĞINI SÖYLÜYORUZ"

Sarrac bu saldırılar karşısındaki cılız kınamaların insanlık suçlarına göz yummak anlamına geldiğini ifade etti. Hafter savaş suçu işlemektedir bize göre. Devletlerin savaş suçları işleyen kişiye nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa o şekilde muamele edilmesi esastır.Elçiliğimizin yakınına düşen roket bizim açımızdan asla kabul edilemez. Oradaki misyonumuz, insanımız hedef olursa Hafter güçlerini bundan sonra bizim için meşru hedef olabileceğini açık bir şekilde söylüyoruz. Suriye'deki İdlib'deki gelişmeleri yakından izliyoruz.

"ATEŞKES SİYASİ ÇÖZÜME KATKI VERECEK"

Burada kalıcı ateşkesin sağlanmasını arzu ediyor ve yakından takip ediyoruz. Bundan sonrasındaki istikrarın sağlanması kalıcı ateşkesin sağlanmasıyla ilgilidir. Suriye'de anayasa çalışmaları devam edecekse İdlib'de kalıcı ateşkesin sağlanması en büyük katkı ve enerjiyi verecektir.

"İSRAİL KÜSTAHÇA SALDIRMAKTADIR"

Batı Şeria'da Efrat bölgesine ilave konutlar yapılacağını söylendi. Bu yasadışı yerleşim birimlerini arttırma yaklaşımına karşı fiili ve sonuç alıcı tepkiler verilmesi için çağrı yapıyoruz. İsrail'in yaptığı iki devletli çözümü imkansız hale getirmektir. İnsanlığın koronavirüs gibi salgınla mücadele ettiği günlerde bu saldırganlığın küstahça devam etmesi karşısında pratik sonuçları olan adımların atılması gerektiğini tekrar belirtiyoruz.

"SOSYAL MESAFEYE VE MASKEYE DİKKAT"

Geldiğimiz noktada salgını kontrol altına alma eğilimini görmüş bulunuyoruz. Bu noktanın bir rehavet oluşturmaması lazım. Tedbirlere uymaya devam etmemiz lazım. Maalesef televizyonlardaki haberlerde sosyal mesafe kuralına uymayan, maske kullanmayan vatandaşlarımızı görüyoruz. Şunu unutmayalım bu mesele geçmiş değil. Dikkat etmemiz gereken şey tedbirlere ne kadar uyarsak, sosyal mesafeye ne kadar uyarsak, maske takma kurallarını ihlal etmezsek daha güçlü normalleşmeye geleceğiz.

"TÜRKİYE'Yİ ÜST SIRALARA TAŞIYACAĞIZ"

Önümüzdeki dönemle ilgili umutlu olmamız gerekir. Biz Türkiye olarak bu türbülanstan güçlü bir şekilde çıkacağız. Ekonomi, siyasi reformların gerçekleştirilmesi konusunda, sağlık, savunma konusunda Türkiye Cumhuriyeti'ni daha üst sıralara taşımak için mücadele vermeye sürdüreceğiz. Bütün bunlara bütünsel bir yaklaşımla bakıyoruz.

"DAHA GÜZEL GÜNLERİ PAYLAŞACAĞIZ"

Post korona denilen dönemde daha insan odaklı bir dünyaya Türkiye olarak nasıl katkı verebileceğimiz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah el ele, omuz omuza verip bu dönemi karşılayacağız. Bir kere daha hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, şifa bulanlara hayırlı ömürler diliyoruz. İnşallah daha güzel günleri hep beraber paylaşacağız.

SORULAR VE CEVAPLAR

Biz tartışmayı izliyoruz. Benzer tartışmalar da oldu. Bizi şaşırtan husus şudur. Siyasi partilerin talebi toplumsal talepleri siyasi temsile çevirmektir. Biz Cumhur İttifakı'nın kimlerden oluştuğunu, verdiğimiz kıymeti, gücünü, güçlenerek devam edeceğini açık şekilde söylüyoruz. Karşımızdaki Millet İttifakı'nın bileşenleri sayıyı saymaya başladığımızda flulaşmaya başlıyor. Burada yapacakları şey şu; bu Millet İttifakı kimlerden oluşuyor? Hepimizin sicil amiri vatandaştır. Burada mahcubiyetle karışık bir gizlilik içerisinde bir ittifak söz konusu. O siyasi parti sürekli şunu söylüyor, HDP diyor ki, 'Bizi zikretmezseniz de sürekli bizimle irtibat halindesiniz'. Ötekiler de diyor ki 'hayır biz sizinle konuşmadık'. Bunu CHP'ye diğerlerine sormak lazım. Biz ittifakımızı, ilkelerimizi, siyasi duruşlarımızı paylaşıyoruz. Fakat öbür tarafa baktığınızda bir gizemlilik, sürekli olarak dolaylı cümle kurma, sürekli olarak imalarla kendini anlatma tavrı var. Bu ittifak kimlerden oluşuyor? Vatandaşımızın bunu bilme hakkı var. Yerel seçimlerde görüldü, açık bir ittifak var. Ama daha sonra biri diğerini terörle suçluyor, öteki de diyor ki, sen benimle ittifak kurmadın mı? Ortada Millet İttifakı'nı söylüyorsunuz, bu kimlerden oluşuyor, bunu bilmek herkesin hakkı.

"BUNLARLA NEYİ KONUŞACAKSINIZ?"

Böyle bir masanın etrafında buluşalım dediğinizde asgari nezaketin ve kuralların ortaya çıkmış olması gerekir. Millet İttifakı içinde bir siyasi partinin temsilcileri darbeden bahsediyor ve kendi ittifakından tepki gelmiyor. Demokrasi gibi meşru bir şeyle darbecilik gibi gayrimeşru bir şeyin telif edilmesi söz konusu değil. Sürekli olarak 'saray rejimi, illegal, antidemokratik' diyenlerle neyi konuşacaksınız? En ufak siyasi meseleyi rejim meselesi haline getirmeyi çalışanlarla neyi konuşacaksınız? Biz demokratik rejimi konuşuyoruz karşımızdaki ise sistematik olarak Yassıada rejimine gönderme yapıyor. Neyi konuşacaksınız?

"NASIL ORTAK FİKİR ÜRETECEKSİNİZ?"

Bütün bu çerçeveye baktığınızda sürekli olarak masanın ayağını kesenler, antidemokratik siyasetten bahsedenler, seçilmiş Cumhurbaşkanının seçildiği seçimi gayrimeşru ilan etmeye kalkanlarla hangi zeminde hangi kurallar içerisinde bunu konuşacaksınız. Bunu gündeme almamız için herhangi bir sebep yok. Biz milli iradenin, anayasanın esas olduğunu söylüyoruz. Karşımızdakiler bunun meşruiyet tartışmasını açmaya çalışıyor. Bu teklifin geldiği Millet İttifakı içindeki birbiriyle bağdaşmaz siyasi görüşlerden kaynaklanan da bir şey var. Karşımızda son 6 aydır doğrudan meşruiyeti hedef alan, Türkiye'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı makam ve kurumlarını hedef alan, seçimi hedef alan, millet iradesini gayrimeşru saymaya çalışan bir yapı var. Bu masanın etrafında nasıl bir araya gelip de ortak fikir üreteceksiniz?

"MASANIN AYAĞINI KESEN MUHATAPLAR"

Gündemimizde yoktur. Bu memlekette çıkıyor siyasetçi, milletin onay verdiği Cumhurbaşkanlığı makamı, hükümeti saray rejimi diye itham ediyor. Kendi siyasi tarihlere bakmadan iflah olmaz antidemokratik yaklaşımları aynen sürdürmeye çalışıyorlar. Memleket meselelerini konuşmak için önce zemin olması lazım. Masanın ayaklarını kesen muhataplarla hangi masada neyi konuşacaksınız.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: AK, Parti, Sözcüsü, Ömer, Çelik'ten, açıklamalar,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Özlü Sözler
Ali ’ye düşman olan Allah’ a düşman olur.


Hz.Muhammed
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı