TADSIZ ŞEKER BAYRAMI
Ruhumuzun dayanmıyor bu kadar kötülüğe, kalbimizin dayanmıyor... Kırılıyoruz en hassas yerimizden kalbimizden...

Esin Mumcuoğlu
esinmu@hotmail.com -Oktay Rıfat'ın meşhur "Ağzımın tadı" şiirinde bahsettigi günlerden geçiyoruz..
Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum!
Bir bayram sabahı...
Özgür irademizle seçtiğimiz yöneticiler hapiste...
Gencecik, pırıl pırıl, başarılı, ülkenin en iyi üniversitelerinde okuyan anasın kuzusu gençlerimiz hapiste...
Ve ülkenin çok değerli Atatürkçü, vatan millet aşığı Karadeniz'in deli çocuğu Volkan Konak'ı kaybetmişiz bunca acının üzerine...
Sosyal medyada bir video düştü önüme...
Abd'de Uber yapan bir Türk vatandaşı direksiyon başında bir seyler anlatıyor;
-Arkaya iki tane müşteri oturdu, karı koca festivalden çıkmışlar...
Kadın adama dedi ki ;
"-Hayat çok güzel falan.
Gülüyorlar eğleniyorlar...
Abd 'de hiç bir zaman "birlik ve beraberliğe en cok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde"" diye bir cümle kurulmuyor. Herkes burada hayatını yaşıyor, konserine gidiyor eğleniyor. Millet eğlensin insanca yaşasın diye devlet var burada. Ben bir Türkü gördüğüm an tanırım. Sanki kimseye anlatamadığı bir derdi var gibi bakıyor hep. Demokrasi onlarda, hukuk onlarda eglence onlarda, hayatını baskı altında olmadan yaşamak onlarda , sıkıntılar, acılar hep bizde mi ???
Nasıl doğru değil mi???
Volkan Konak'in ve kalbi bu kadar kötülüğün dayanamadigi için kaybettigimiz değerli yüreklere bakınca geçenlerde okuduğum DR. Stamp'in kalp kırıklığı ile ilgili yazısı aklıma geldi.
Kalp kırıklığı diye bildiğimiz şeyin aslında Kırık kalp sendromu, tıbbi literatürde "Takotsubo kardiomyopatisi" olarak da bilinen ve sıklıkla yoğun stres, üzüntü veya şok sonrası ortaya çıkan bir kalp sorunu olduğunu anlatıyor ve özetle diyor ki; “Leonardo da Vinci’nin o güzelim kalp çizimlerini yapmasından yüzyıllar önce alimlere göre, ‘ruhun merkezi’ kalpti... Bugün için kalp, ruhun ve duygularımızın merkezi veya kaynağı olmayabilir ama onlardan etkilendiği su götürmez bir gerçektir. Duygularımızı en güçlü hissettiğimiz yer göğsümüzdür. Birini kaybettiğimizde, anksiyetemiz tuttuğunda veya sevginin, sevincin dayanılmaz hafifliğini yitirdiğimizde göğsümüzde ‘kör bir sancı’ hissederiz. ... Malumun ilanı gibi gelebilir, ancak yas ruhunuz için olduğu kadar bedeniniz için de kötüdür.”
Ruhumuzun dayanmıyor bu kadar kötülüğe, kalbimizin dayanmıyor...
Kırılıyoruz en hassas yerimizden kalbimizden...